info@ozgunaykut.com.tr
Türkçe

İdeal Eğitim Nasıl Olmalıdır?

Eğitim alanında metaforlar, çok kıymetli hocam Balcı’nın (1999) dediği gibi mevcut durumu anlamada güçlü bir araç olarak görülmüştür, sosyal gerçeğin mecazi olarak yansıtılmasıdır ve bu yolla bir benzetme yapabilmedir.

İdeal Eğitim Nasıl Olmalıdır?

Eğitim alanında metaforlar, çok kıymetli hocam Balcı’nın (1999) dediği gibi mevcut durumu anlamada güçlü bir araç olarak görülmüştür, sosyal gerçeğin mecazi olarak yansıtılmasıdır ve bu yolla bir benzetme yapabilmedir. Morgan (1997) metaforu bir nesnenin niteliğini, özelliğini daha iyi anlatabilmek için bir başka nesne ya da eylemden yararlanarak onu anımsatmak olarak ifade eder. Bu yönüyle metafor, bir bireyin yüksek düzeyde soyut, karmaşık veya kuramsal bir olguyu anlamada ve açıklamada yararlanabileceği güçlü bir zihinsel araçtır.

Yıllarca kimya öğretmenliği ve çeşitli okullarda orta ve üst düzey yöneticilik yapmış ve eğitim bilimleri alanında çalışan bilim insanı olarak kendi perspektifimden eğitimi ‘’yemek pişirmek” metaforuylametoforuyla idealize edeceğim. Eğitimin de amacı insanın bir nevi pişmesini sağlamak değil midir? Sondan başlayacak olursam harika bir yemeği eşsiz kılan, çıktısı yani onun lezzeti ve sunumudur. İdeal eğitim sürecinin sonunda da amaçlanan bireyin güçlü yanlarıyla, karakter özellikleriyle, yetenekleriyle yoğrulmuş en yüksek potansiyelini ortaya çıkarmaktır. Aslında eğitim de yemek pişirmek dte birer kimyasal reaksiyondur bana göre.  Uygun fiziksel koşullar sağlandığında, dönüşüme, değişime elverişli ortam yaratıldığında girenler yoktur artık ürünler açığa çıkar. Tencereye koyduğunuz sebzeler de sebze graten olmuşlardır reaksiyonun sonunda. Sebzenin sahip olduğu aroma, kıvam onları içine kattığımız diğer baharatlar, soslar, peynirle eşsiz bir tada dönüştürmüştür onu ve içine bir de sevgimizi katıyorsak işte asıl o zaman tadından yenmez…

İdeal eğitim öğretim yaşantısının sonunda birey davranış değişikliği gösterir, çağın gerektirdiği yetkinliklerle donatılır, bilişsel, sosyal, duyuşsal yönde gelişir, biricikliği ortaya çıkar, yaşadığı topluma uyum becerisi kazanır ve gerçek hayata hazır bir şekildeşeklide sunulur. Ama bu süreçte en önemlisi öğretmenin sevgisi, şefkati ile kucaklayabilmesidir öğrencisini her koşulda..  Bir de diğer fiziksel koşullar vardır yemeği harika yapan; sıcaklığı iyi ayarlamak, uygun pişirme kabını kullanmak, yeterli miktarda su koymak ve ara ara kontrol etmek her şey yolunda mı diye, değilse zamanında müdahale etmek gerekir. Belki tuzu, baharatı eksiktir, belki suyu azalmıştır yoksa o elimizdeki malzemelerin sahip olduğu özellikleri koruyarak ortaya koymayı amaçladığımız mükemmel kombinasyon ortaya çıkmaz. Aynen okullardaki fiziki koşulların öğrencilerin eğitim öğretim faaliyetlerini destekleyici, geliştirici yönde ayarlanması; öğretmenin öğrencilerinin akademik, sosyal gelişimlerini uygun ölçme araçlarıyla, sınıf içi ve sınıf dışı gözlemlerle takip etmesi, yeri geldiğinde ve zamanında geri bildirimler vermesi, düştüğünde kalkmasına yardımcı olması, her durumda cesaretlendirmesi ve bıkmadan onlara rehberlik edip yolculuğa birlikte devam etmeleri gibi…

Mevlananın dediği insan insanın gönlünde şifa bulur. Annelerinin kucağından, gönlünden biz öğretmenlere emanet edilen çocuklarımıza karşı sorumluluklarımız çok yüksek ve bunun için başka bir görev bilincine ihtiyacımız var. Kamusal faydayla hareket ederek ve toplumsal sorumluluğumuzu sosyolojik bir değer yaratma olgusuyla harmanlayarak mesleğimizi saygınlaştıracak ve çıtamızı yükseltecek olan bizleriz. Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi “Benim asıl anlatılacak yanım öğretmenliğimdir. Topluma, milletime ben, öğretmenlik yapabiliyorsam, beni onunla anlatın. Yoksa kazandığım zaferler, yaptığım öteki işlerle beni anlatmanız pek önemli değildir”.  Öğretmenlik yapabilmek, işte mesleğimizi diğerlerinden ayıran, bana göre yüce kılan yer de tam burası. Çocuklarımıza önce gönlümüzü açmalı, sınıfa her girdiğimizde dışarda olup biteni bir kenara bırakmalı, onları şefkatle sarıp sarmalamalı, sevgiyle gözlerine bakmalı, merhametle saçlarını okşamalı, gönlümüzün en derinlerinden gelen aşkla büyümelerine, gelişmelerine, öğrenmelerine ön ayak olmalı, gülmelerine, ağlamalarına eşlik edebilmeli, atacağımız her adımla her hareketle onlara örnek teşkil edeceğimizin farkındalığında olmalı ve aslında bu yolculuğun kendimizi de keşfedebileceğimiz harika bir yaşam yolculuğu şansının bizlere verildiğini de her daim hatırlamalıyız.

İletişime Geç!

Hemen Online
Randevu Al!